Ramazan Tiyatrosu

Ramazan ayında herkes çok iyi kalpli olur, çok güzel yemekler yenir bir de eğlenceler yapılır. Babam da sihirbaz olduğu için Ramazan Eğlencelerinde gösteriler yapıyor. Kemal Abi’nin gezici tiyatro ekibi ile Menderes’in köylerini geziyorlar. Ben de onlara katıldım, hem biraz yardım ettim, hem de gösterileri seyrettim. Tiyatrocu abiler ve ablalar beni çok sevdi. Sude diye bir arkadaş da buldum çok güzel oynadık. Sude Karagöz abinin kızı, benden birazcık büyük, beraber çok eğlendik.

Koskocaman bir tiyatro otobüsü vardı, yan tarafı açılıyor ve bir sahne çıkıyor. İçi bir sürü malzemeyle dolu. Elektrik kabloları, ışıklar, ses kabloları, kostümler falan… Sahne hazırlamak çok zor. Abilerle ablalar erkenden köye gidiyorlar ve sahneyi hazırlıyorlar. Sahnede karagözün evine benzeyen dekorlar yapıyorlar. Sonra ışıkları yerleştirip sesleri ayarlıyorlar.

Köyde yemek yedik, ben gazoz içtim. Birazcık midem üşümüş hasta oldum, ama olsun. Yine de çok oynadım ve eğlendim. Köye gitmeden önce, okuldayken bana cita makyajı yapmışlardı, herkes çok korktu. Ama beni aslan sandılar, halbuki çita aslan değildir. Daha hızlı koşar. Sonra makyajı yıkayıp temizledik.

Sahne kurulduktan sonra otobüsün içine girdim, içeride bir sürü elbiseler var. Tiyatrocu elbiselerine kostüm denir. Oyuncular orada hazırlanıp sıraları gelince arkadan sahneye çıkıyorlar. Biz de Sude ile birlikte Karagöz ve Hacivat şapkalarını giyip sahneye çıktık. Biraz oyun oynadık. Ama asıl oyun hava karardıktan sonra başladı.

Ben oyunun hepsini seyrettim, hiç uyumadım. Birazcık uykum geldi, ama dayandım. Çocukların yatma saati gelse bile babam bana izin verdi. En çok Karagöz’le Hacivat’ı beğendim. Ben de zaten babamla oynarken masuscuktan Karagöz oluyorum. “Bıy bıy bıy” demeyi çok seviyorum. Tiyatronun Karagöz abisi, Sude’nin babası, çok komik birisi. Aslında onun adı Aytaç ama herkes Karagöz sanıyor. Hacivat’ın adı da Kemal Abi, o herkesin abisi. Biraz kızgın birisi. Oyunda bir keresinde İstinye’li Eşref olarak sahneye çıktı. Heeeyt! diye bir bağırıyor, herkes çok korkuyor. Ama ben hiç korkmadım, çünkü masuscuktan olduğunu biliyorum.

Sonra bir sürü oyunlar, danslar oldu… Kanto, çiftetelli, “Aşuk ile Maşuk” gibi danslar var. En komiği de “Aşuk ile Maşuk”. Aytaç abi ile Caner abi komik kostümler giyiyorlar, göbeklerini de yüz gibi boyamışlar. Öyle komik ki görseniz siz de çok gülersiniz. Caner abinin Agah Efendi diye bir rolü var o da çok güzel. Agah Efendi koskocaman sakallı bir adam, biraz korkutucu ama yine de komik. Kahveci Abdi Amca ondan çok korkuyor. Haa! Kahveci Abdi Amca’nın adı aslında Erdal. Erdal Amca beni çok sevdi, ben de onu çok sevdim. Sonra Filiz, Derya, Duygu ve Karden ablalar da beni çok sevdiler. Onlar da çok güzel oynuyorlar. Hele Filiz Abla’nın “Kanlı Nigar” diye bir oyunu var, gerçekten çok eğlenceli. Bence tiyatro sinemadan daha güzel. Hem daha büyük hem de gerçek.

Gezici Sahnemiz

Köyde babam yine benim biraz videolarımı çekti, onu da seyredip sahne nasıl hazırlanıyor görebilirsiniz. Belki sonra bütün oyunu videoya çekerlerse onu da bloguma koyarım. Şimdilik bununla ve resimlerle idare edin.

Oyunun en sonunda babam Abdi Amca’nın kahvesine geldi, ve sihirbazlık yaptı. Ben de sihirbaz olduğum için babam bana bazı oyunları öğretiyor. Bildiğim oyunlara hiç şaşırmıyorum, ama yine de seyretmesi güzel oluyor. Bilmediğim oyunlara çok şaşırıyorum. Mesela iki mendili bağlayıp arasından başka renkli bir mendil çıkarma oyununa çok şaşırdım. Babama nasıl yapıldığını sordum ama söylemedi. “Sen önce kendi oyunlarını iyice oğren” dedi. Ağustos ayında benim de bir sahne gösterim olacak. Gelirseniz beni görebilirsiniz. Boş saksıdan çiçek çıkarıyorum. Ama nasıl yapıldığını size söylemem.

Oyun bitince seyircilerin hepsi evlerine gitti. Abilerle ablalar sahneyi toparlayıp herşeyi otobüse sığdırdılar. Saat çok geç olduğu için benim uykum geldi. Sude’nin annesi Cemile Teyze beni bir yorgana sardı ve Sude ile beraber sahnenin toplanmasını seyrettik. Sonra saat çok çok çok geç olunca eve gittik, hemencecik yatıp uyudum. Sonra başka zaman yine Ramazan eğlencelerine gideceğim. Bana “sen artık sahne tozu yuttun” dediler, ben de büyüyünce tiyatrocu olabilirmişim. Belki de karagöz olurum. O zaman gelir beni seyredersiniz.

0 0 votes
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments